Yeşim
Yeşim
15 Kasım 2017 Çarşamba 10:02
Anayasa Mahkemesinden Sendika Hakkının İhlali Kararı

Anayasa Mahkemesinin 5/10/2017 Tarihli ve 2014/15627 Başvuru Numaralı Kararı

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 5.10.2017 tarihinde, Anıl Pınar ve Ömer Bilge tarafından yapılan bireysel başvuruda (B. No: 2014/15627), Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Çalıştıkları Şirket tarafından "performans düşüklüğü" gerekçesiyle iş sözleşmeleri feshedilen başvurucular, Sendikanın üye kayıt çalışmalarına katılmaları ve Sendikaya üyelik yolunda girişimlerde bulunmaları nedeniyle işten çıkartıldıklarını ileri sürerek sözleşmelerinin feshinin sendikal nedenlerle yapıldığının tespiti ile sendikal tazminata hükmedilmesi talebiyle İş Mahkemesinde davalar açmışlardır.

Mahkeme, başvurucuların performanslarının düştüğünün işveren tarafından ispatlanamadığını vurguladıktan sonra dinlenen tanıkların başvurucuların sendikaya üye olmayı düşündükleri için işten atıldıklarını beyan ettiklerine, konuyla ilgili İş Teftiş Kurulunca düzenlenen raporda, işveren vekilinin işçilere sendikal baskı uyguladığı kanaatinin açıklandığına, Sendikanın, işyerinde örgütlenme çalışmalarına başlamasından sonra işten çıkarmaların gerçekleştiğine ve Şirket’in işten çıkardığı 1151 personelden sonra iş yerinde sendikalı işçi kalmadığının belirlendiğine işaret ederek başvurucuların sendikal gerekçelerle işten çıkartıldıkları yönündeki iddialarını haklı bulmuş, bir yıllık brüt ücretleri tutarında sendikal tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Yargıtay tarafından iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmadığı yolunda Mahkemenin ulaştığı kanaat yerinde bulunsa da henüz sendika üyeliği olmayan başvuranların iş sözleşmelerinin sendikal faaliyet nedeniyle feshedildiğinin Mahkeme kararında yeterli ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle sendikal tazminat ödenmesine ilişkin hüküm fıkrası ortadan kaldırılmıştır.  

Başvurucunun İddiaları

Başvurucular, sendikaya üye olmayı düşündükleri için işten çıkarıldıklarını belirtmiş, işten çıkarılan diğer işçiler tarafından tazminat ve sendikal tazminat talepli olarak açılan davaların işçiler lehine sonuçlandığı ve bunların Yargıtay tarafından da onandığı hâlde kendileri de dâhil olmak üzere üç kişiye ilişkin kararın iş sözleşmesinin sendikal faaliyet nedeniyle feshedildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle bozulduğundan şikâyet etmiş ve bu durumun eşitlik ilkesini ihlal ettiğini iddia etmişlerdir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi bu iddia kapsamında özetle aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:

Anayasa'nın 51. maddesi kapsamındaki güvenceler sadece sendikaya üye olunmasından sonrasını değil henüz sendikaya üye olunmadan önce, üyelik iradesinin oluşum aşamasını, diğer bir ifadeyle üyelik tercihinin şekillenmesine ilişkin süreci de kapsamaktadır. Dolayısıyla sendikaya üye olmak amacıyla işçi sendikası tarafından yapılan bilgilendirme ve ikna çalışmalarına katılım nedeniyle iş akdinin feshedilmesi durumunda sendika hakkına işveren tarafından müdahale edilmiş olur. Bu durumda da pozitif yükümlülükler kapsamında devletin tedbir alma gereği ortaya çıkar.

Mahkemenin tanık beyanlarına, İş Teftiş Kurulunca düzenlenen rapora ve Şirketin toplam 1151 işçiyi işten çıkarmış olmasına dayandığı görülmektedir. Mahkeme tarafından dinlenen tanıklar, başvurucuların sendikaya üye olmayı düşündükleri için işten atıldıklarını ve hatta mevcut sendika üyelerinden istifa etmek isteyenlerin noter masraflarını karşılayacakları yolunda işveren vekilinin vaatte bulunduğunu beyan etmişlerdir. Mahkeme, tüm bu hususları değerlendirerek başvurucuların sendikaya üye olmalarının engellenmesi amacıyla işten çıkarıldıkları sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtay, başvuranların iş sözleşmelerinin sendikal faaliyet nedeniyle feshedildiğinin yeterli ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığını belirterek Mahkeme kararını bozmuştur. Yargıtay, Mahkeme tarafından hükme esas alınan olgulara (tanık beyanları, müfettiş raporundaki tespitler ve çok sayıda işçinin işten çıkarılması ile iş yerinde sendikalı işçinin kalmamış olması) yönelik herhangi bir değerlendirme yapmadığı gibi Mahkemenin değerlendirmesine ilişkin somut bir eleştiri de getirmemiştir.

Mahkemece ilgili delil ve olguların değerlendirilmesi sonucu edinilen ve detaylı olarak gerekçelendirilen kanaate dayanan hüküm, Daire tarafından gerekçesiz bir şekilde bozulmuştur. Mahkemenin yeterli ve ikna edici olduğu anlaşılan değerlendirmesine karşın Yargıtayın gerekçesiz bir şekilde kararı bozmuş olması nedeniyle usule ilişkin pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi başvurucuların Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Son Güncelleme: 15.11.2017 12:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol