02 Aralık 2013 Pazartesi 08:51
Anayasa Mahkemesi kararları ışığında bireysel başvuru kriterleri

Bireysel başvuru 2010 yılında gerçekleşen Anayasa değişlikleri ile Anayasaya girdi.  Anayasa Mahkemesi 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren bireysel başvuruları kabul etmeye başladı. Bireysel başvuruların başladığı tarihten günümüze bir yılı aşkın süre geçti. Bu sürede mahkeme birçok karar verdi. İşte bu kararlar ışığında sınırlı bir şekilde bireysel başvuru kriterlerini ele alacağız.

Bireysel başvuru Anayasanın 148 . maddesinin 4. Fıkrası ve 6216 sayılı kanunun 49/6. maddesinde tanımlanmaktadır. 148/4 inci maddeye göre: “Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz” . Aynı düzenleme 6216 sayılı yasanın 49/6 ıncı maddesinde de yer almaktadır. Bu tamım çok net değildir.  Türkiye Adalet Akademisi, 2011-2012 yılı hâkim savcı adayları ders notlarını hazırlayan Anayasa Mahkemesi Raportörleri bireysel başvuru ile kanun yolu arasındaki  ayırımın çok net olmadığı, süreçte Anayasa Mahkemesi kararları ile mevcut boşluğun doldurulabileceğini belirtmektedirler.  Ders notlarında şöyle denilmektedir:

 

“Anayasa’nın 148. maddesinin 4. fıkrasında “Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz”; 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesin (6) numaralı fıkrasında “Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz” denilerek yüksek mahkemeler arasındaki ilişkinin sınırı çizilmeye çalışılmıştır.

Ancak temel hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik inceleme ile kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin inceleme arasındaki sınırın her zaman çok net bir şekilde belirlenmesi mümkün olmayabilir. Özellikle usul işlemlerinden kaynaklanan hukuka aykırılıkların, adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği konusunda yapılacak incelemelerde, genel mahkemenin kararı, ihlale sebep olan usul işlemleri açısından denetlenmiş olacaktır. Kanaatimizce bu konu Anayasa Mahkemesinin içtihatlarıyla zaman içinde netlik kazanacak ve bu süreçte Anayasa Mahkemesi özellik arz eden başvurularda daha titiz davranacaktır.”

Anayasa Mahkemesi son iki kararında bu konudaki boşlukları doldurmaya yönelik ilkesel tespitler yapmıştır.  Mahkeme, derece mahkemesinin yargılamada  “açıkça keyfilik”  yapmasını önemli bir istisna olarak görmüş ve bu durumda kanun yolunda incelenebilecek hususların dahi bireysel başvuruda ele alınabileceğine hükmetmiştir. Bu şu demektir:

Anayasa Mahkemesi derece mahkemesinin açıkça keyfilik yaptığı kanaatine varırsa; maddi olayları, olguları ve delilleri değerlendirebilecek, hukuk kurallarının yorumlayabilecektir. Kısaca kanun yolunda derece mahkemesinin yapması gereken işleri yapabilecektir.

Mahkemenin 2013/2767 başvuru numaralı ve 2.10.2013 tarihli kararının ilgili bölümü şöyle:

“Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez.”

 Bu ilke AİHM kararlarına uygundur.  

“açıkça keyfilik”  yapılıp yapılmadığını takdir edecek olan Anayasa Mahkemesi’dir.  “açıkça keyfilik” ilkesi sübjektif bir ilkedir. Kritik nokta “açıkça keyfilik” in tespitinin somut kriterleri henüz belli değildir. Umarız Anayasa Mahkemesi bundan sonra ki kararlarında bu konuyu açıklığa kavuşturur.

Yakın gelecekte Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelecek olan Balyoz ve Ergenekon gibi davalarda mahkemenin vereceği kararlar bu açıdan önemli olacaktır.

Rahmi Ofluoğlu (avukat)
rahmi68@hotmail.com
532 550 50 61
 

 

Son Güncelleme: 02.12.2013 10:48
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177