28 Şubat 2014 Cuma 10:53
2013/6401 Başvuru No'lu 23.1.2014 Tarihli Karar

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başvuru Numarası: 2013/6401

 

Karar Tarihi: 23/1/2014


BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

 

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Mehmet ERTEN

 

 

Zehra Ayla PERKTAŞ

 

 

Burhan ÜSTÜN

 

 

Nuri NECİPOĞLU

Raportör

:

Muharrem İlhan KOÇ

Başvurucu

:

Esat Rennan PEKÜNLÜ

Vekili

:

Av. Murat Fatih ÜLKÜ

 

I.        BAŞVURUNUN KONUSU

1.      Başvurucu, türbanla ilgili mevzuat ve mahkeme kararları çerçevesinde öğretim üyesi olarak yaptığı hukuka uygun eylem ve işlemler nedeniyle eğitim ve öğretimin engellenmesi suçundan İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verilmesinin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

II.     BAŞVURU SÜRECİ

2.      Başvuru, 6/8/2013 tarihinde İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.      Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 12/7/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III.  OLAY VE OLGULAR

A.    Olaylar

4.    Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5.    Başvurucu Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Astrofizik Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken 1/7/2012 tarihinde emekli olmuştur.

6.    Başvurucunun Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yaptığı dönemde matematik bölümü öğrencisi olan müşteki, 2011 yılı içinde eğitim ve öğrenimini engellediği iddiasıyla başvurucu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 12/4/2011 tarih ve Soruşturma No: 2011/30195, Karar No: 2011/96 sayılı görevsizlik kararıyla, 6/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesi gereğince soruşturmanın yapılması amacıyla dosyanın Ege Üniversitesine gönderilmesine karar verilmiştir.

7.    Ege Üniversitesi Rektörlüğünün 2/1/2012 tarihli kararıyla başvuran hakkındaki iddialarla ilgili olarak son soruşturmanın açılmasına karar verilmiştir.

8.    Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz üzerine Danıştay 1. Dairesinin 21/3/2012 tarih ve E.2012/106, K.2012/458 sayılı kararıyla itirazın reddine, lüzum-u muhakeme kararının onanmasına, başvurucunun Türk Ceza Kanunu'nun 112. maddesi gereğince yargılanmasına, yargılamanın İzmir Asliye Ceza Mahkemesinde yapılamasına karar verilmiştir.

9.    Başvurucunun, 2011 yılında Ege Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi olan şikayetçiyi, başörtülü olarak bölüm binasına girmek istemesi üzerine uyardığı, daha sonra ısrarla güvenlik görevlisini çağırarak bölüm binasının dışına çıkardığı, şikayetçiye karşı fiziki engellemeleri defalarca uyguladığı, zaman zaman derse girip, dışarı çıkması için rahatsız edici davranışlar sergilediği, bir çok kez fotoğraflar çekerek huzursuz olmasına neden olduğu, öğrencilerin kılık ve kıyafeti konusunda herhangi bir idari görevi olmadığı halde bu durumu ilgili birimlere bildirmek yerine doğrudan müdahalede bulunmak suretiyle eğitim ve öğretimi engellediği iddiasıyla yapılan yargılama sonunda, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi 13/9/2012 tarih ve E.2012/974, K.2012/1418 sayılı kararıyla, başvurucunun 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

10.  Mahkeme kararında, başvurucunun, astronomi bölümü öğretim üyesi olduğu halde matematik bölümü öğrencisi katılan hakkında eğitim ve öğrenim hakkını engelleyecek şekilde yetkisiz tutanaklar düzenlediği, binaya girişi engelleyecek şekilde durarak kapıyı tuttuğu, rızası dışında fotoğraf çektiği, katılanın başörtülü olması nedeni ile hakaret oluşturan sözler kullandığı, katılan perukla geldiğinde de benzer şekilde engellemek suretiyle isnat edilen suçun işlediğini belirtmiştir.

11.   Bu karar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 3/6/2013 tarih ve E.2013/835, K.2013/17101 sayılı ilamıyla onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir.

12.   Bu karar başvurucu tarafından 24/7/2013 tarihinde öğrenilmiştir.

B.     İlgili Hukuk

13.  4/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 17. maddesi şöyledir:

“Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.”

14.  26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Eğitim ve öğretimin engellenmesi"  başlıklı 112. maddesi şöyledir:

"Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla;

b) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına,

Engel olunması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."

15.  5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61. maddesi şöyledir:

“(1) Hakim, somut olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.”

IV.  İNCELEME VE GEREKÇE

16.  Mahkemenin 23/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/8/2013 tarih ve 2013/6401 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A.    Başvurucunun İddiaları

17.  Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin 7/3/1989 tarih ve E.1989/1, K.1989/12, 9/4/1991 tarih ve E.1990/36, K.1991/8 sayılı,  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Leyla Şahin/Türkiye, B. No:44774/98,  29/6/2004, 10/11/2005 tarihli kararlarına göre türbanlı öğrencilerin üniversitelere girmelerinin yasak olduğunu, türbanlı öğrencilerin üniversiteye girmelerini engelleyici bir eylemde bulunmadığını, sadece bu durumda olan öğrenciler üniversiteye girmek istediklerinde, mevzuat ve mahkeme kararları çerçevesinde kendilerini bilgilendirip, uyardığını ve bu durumu tutanağa bağladığını, ilgili mevzuat ve mahkeme kararları doğrultusunda öğretim üyesi olarak bunun görevi kapsamında olduğunu, bu eyleminin hukuka aykırı veya suç olmadığını, yargılama sırasında bildirdiği delillerin mahkemece araştırılmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, anılan süreç nedeniyle emekli olduğunu ve üniversite ortamında çalışmalarına devam edemediğini belirterek, adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayatın dokunulmazlığı ve kişi hürriyeti ve güvenliği başta olmak üzere temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B.     Değerlendirme

18.  Başvurucu, başvuru konusu olaylar nedeniyle adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayatın dokunulmazlığı ve kişi hürriyeti ve güvenliği başta olmak üzere temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir (B. No: 2012/695, 12/2/2013, § 15). İddialarının temel olarak yargılama sürecine ve sonucuna ilişkin olduğu, başvurucu hakkında açılan ceza davası ve yargılama sonunda verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle temel hakların etkilendiğinin iddia edilmesi dikkate alınarak, başvurunun bir bütün olarak adil yargılanma hakkı ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

19.  Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20.  Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”

21.  Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

22.  30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23.  6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

24.  Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25.  Başvuru konusu olayda, ilgili mevzuat ve mahkeme kararlarına dayanılarak, yürütülen görev kapsamında gerçekleştirilen ve suç olmayan eylemlerin suç olarak vasıflandırılması suretiyle mahkûmiyet kararı verildiği ifade edilmektedir. Mahkemece sabit görülerek, mahkûmiyete esas alınan eylemlerin esasen işlenmediği, hukuka aykırı bir davranışla eğitimin engellenmediği belirtilmektedir. Başvurucunun iddialarının özünün esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26.  Bu kapsamda başvurucu, eğitim ve öğretimin engellenmesi başlığı altında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 112. maddesinde suç sayılan eylemlere ilişkin düzenlemeye değil, isnat edilen eylemlerin sübutu ve bu eylemlere ilişkin hukuki değerlendirme yönünden kanunsuz suç olmayacağı ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvurucunun belirttiği,  Anayasa Mahkemesinin 7/3/1989 tarih E.1989/1, K.1989/12 ve 9/4/1991 tarih ve E.1990/36, K.1991/8 sayılı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Leyla Şahin / Türkiye, B. No:44774/98,  29/6/2004, 10/11/2005 tarihli kararları yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili düzenleme ve uygulamalara ilişkin olup, bu kararların başvurucunun mahkûmiyetine karar verilen suç konusu eylemlerle doğrudan bir ilgisi bulunmamaktadır.

27.  İlk derece mahkemesi kararında başvurucunun, astronomi bölümü öğretim üyesi olduğu halde matematik bölümü öğrencisi katılan hakkında eğitim ve öğrenim hakkını engelleyecek şekilde yetkisiz tutanaklar düzenlediğini, binaya girişi engelleyecek şekilde durarak kapıyı tuttuğunu, rızası dışında fotoğraf çektiğini, katılanın başörtülü olması nedeni ile hakaret oluşturan sözler kullandığını, katılan perukla geldiğinde de benzer şekilde engellemek suretiyle isnat edilen suçu işlediğini belirtmiştir.

28.  Bu kararda başvurucunun, başörtüsüyle üniversiteye gelen şikâyetçi hakkında tutanak düzenleyerek durumu tespit etmek ve uyarıda bulunmakla sınırlı bir davranış içinde olmadığı, ayrıca fakülte binasına girişi engelleme, rıza olmaksızın fotoğraf çekme ve hakaret etme fiillerini de işlediği belirtilmektedir. Mahkeme bu eylemleri, anılan mevzuat ve mahkeme kararları doğrultusunda oluşan çerçevede ve görev nedeniyle gerçekleştirilen hukuka uygun fiiller olarak değerlendirmemiştir.

29.  Başvurucu, yargılama sırasında tanıklarının dinlenmediğini, bildirdiği delillerin Mahkemece araştırılmadığını ifade etmekte ve bunun savunma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmekte ise de, 27/6/2012 tarihli ara kararıyla Mahkeme, katılan ve sanığın (başvurucu) ifadelerinde geçen tanıkları duruşmada hazır etmelerine veya adreslerini mahkemeye bildirmelerine, tarafların tutanaklarda adı geçen tanıkları duruşmada hazır ettikleri takdirde dinlenmelerine karar vermiştir. Yine 3/7/2012 tarihli ara kararla Mahkeme, sanık müdafiine savunmasında ve tutanaklarda adı geçen dokuz tanığı duruşmada hazır etmesini, duruşmaya gelememeleri halinde adreslerini bildirmesini ihtar etmiştir.

30.  Ayrıca, 13/9/2012 tarihli karar celsesinde başvurucu müdafii, araştırılmasını istediği başkaca bir husus olmadığını, başvurucunun atılı suçu işlemediği sabit olduğundan beraatına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. 6/11/2012 tarihli temyiz dilekçesinde tanıkların dinlenmediğine ilişkin bir itiraz ileri sürülmediği gibi, dinlenen tanıkların beyanları dikkate alındığında katılana yönelik bir engelleme eyleminin bulunmadığı, mahkemenin hatalı değerlendirme sonucunda mahkûmiyet kararı verdiği, olayların ve hukuk kurallarının değerlendirilmesi yönünden kararın isabetli olmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Bu çerçevede başvuru değerlendirildiğinde, başvurucunun savunma olanaklarından yararlandırılmadığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.

31.  Başvurucu, yargılama sürecinde iddia makamı ve katılan tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, iddia makamı ve katılan tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası olarak değerlendirilebilecek herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

32.  Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V.     HÜKÜM

Başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 23/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan

Serruh KALELİ

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

                                                                                             

 

 

 

 

 

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Nuri NECİPOĞLU

 

Son Güncelleme: 28.02.2014 10:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177