Yeşim
Yeşim
09 Eylül 2017 Cumartesi 12:24
Zafer Çağlayan hakkında tutuklama kararı

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından hazırlanan ek iddianameyle adları Rıza Sarraf davasının sanıkları arasına eklenen dört yeni isim için tutuklama kararı alındı...

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı tarafından hazırlanan ek iddianameyle adları Rıza Sarraf davasının sanıkları arasına eklenen dört yeni isim için tutuklama kararı alındı.

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı’nın önceki gün yayınladığı ek iddianameyle aralarında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan, Uluslararası operasyonlardan sorumlu Halkbank Genel Müdürü Yardımcısı Levent Balkan ve Sarraf’a kurye olarak çalıştığı iddia edilen Abdullah Happani de yaklaşık bir buçuk yıldır New York’ta görülen Sarraf davasına sanık olarak eklenmişti.

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun haberine göre New York Güney Bölgesi Başsavcılığı’nın yayınladığı 53 sayfalık ek iddianame, Amerika Adalet Bakanlığı’nın elektronik işlemlerin yapıldığı resmi internet sitesine de konuldu. 53 sayfalık iddianamenin son sayfasında aralarında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da yer aldığı dört isim hakkında sulh hakimi K. Parker tarafından tutuklama kararı alındığı görüldü.

Sarraf davasında yargılanan kişi sayısı ikisi tutuklu olmak üzere toplam dokuz kişiye çıkmış oldu.

New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde görülen davada Rıza Sarraf ve Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan tutuklu olarak yargılanıyor. Haklarında tutuklama emri olan diğer yedi sanık ise gıyaben yargılanacak.

“KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARTILABİLİR”

Amerika’nın Sesi’nin son tutuklama kararıyla ilgili sorularını yanıtlayan hukukçular Zafer Çağlayan ve diğer isimler hakkında verilen tutuklanma kararının son derece normal olduğunu belirttiler. Uzmanlar, bu tür tutuklama kararlarının yer aldığı parafların ve kararı alan hakimlerin isimlerinin kamuya açıklanan belgelerde normalde kapatılırken bu kez kapatılmadığına dikkat çektiler ve bunun sıradışı olduğu görüşünde birleştiler. Hukukçular Zafer Çağlayan hakkında İnterpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarabileceğine de işaret ediyor.

ADALET BAKANI'NDAN TEPKİ

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Hukukçular Platformu tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Programına katıldı.

Program öncesi basın mensuplarının karşısına geçen bakan Gül, eski bakanlardan Zafer Çağlayan hakkında Amerika'da hazırlanan iddianameye ilişkin konuştu.

Bakan Gül, “Son zamanlarda basına da yansıdığı şeklide Amerika Birleşik Devletlerinde bazı isimlere yönelik iddianameler hazırlandı. Şunu ifade etmek lazım ki Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk bağımsız, tarafsız bir şekilde hayatiyetini devam ettirmektedir. Türkiye'de eski bakanlık yapmış arkadaşımız ve ilgililerle ilgili, vatandaşlarımızla ilgili yapılan bu iddianamelerin hukuki bir tarafı bulunmamaktadır. Esasen Türk kamuoyu da bu iddiaları 17-25 Aralık sürecinde çok duydu” dedi ve şunları ekledi:

“Amerika Birleşik Devletleri de muhtemelen belli ekiplerin hazırlamış olduğunu düşündüğümüz yani Amerika Birleşik Devletlerinin kendi devlet ya da yargının, ortak kararı olarak değil de farklı bir takım iddialarla, siyasi mülahazalarla hazırlandığını düşündüğümüz bir iddianame söz konusu. Bu iddianamede ortaya konulan ifadeler, 17-25 Aralık darbe girişiminde söylenen iddialarla örtüştüğü, aynı olması çok dikkat çekici. Bu iddianameyi hazırlayan kişilerin de FETÖ terör örgütü ile irtibatlarının kamuoyuna yansıdığı bir gerçek. Dolayısıyla bu iddialar Türkiye'de Türk devletini ele geçirmeye çalışan FETÖ terör örgütü mensuplarınca kullanılmış, atılmış bir sakızdır. Bu sakızı alıp, yeniden çiğnemeye çalışmak gerçekten hukuk devleti bakımından, hukuk açısından çok büyük bir skandaldır. Ben bunun ABD'nin hukuk sisteminin de itibarına gölge düşüreceğine inanıyorum. Umarın 17-25 Aralığın o sürecinde de bu iddiaları ciddiye alanların, bugün aslında FETÖ terör örgütü tarafından bunların nasıl piyasaya sunulduğu, bu iddiaların mesnetsiz olduğu ortada. Bu iddiayı ortaya atanların bugün terör örgütü mensubu, yönetici olduğu ve cezaevinde olduğu, yargılandığı açıktır. Dolayısıyla hiçbir hukuki belge niteliği taşımayan bu iddialara Amerika'da bir savcılığın itibar etmeyeceğini düşünüyoruz. Bu konuda Amerika yargısının da bu asılsız iddialar, FETÖ terör örgütü mensuplarınca hazırlandığı açık olan ve bunların yargılandığı bu iddialarla ilgili Türkiye Cumhuriyeti gibi büyük, kadim ve Amerika ile müttefik olan bir ülke ile ilişkilerini zedeleyecek, Türk halkını rencide edecek bu tür bir siyasal yaklaşımlar içerisinde olmayacağını görmek isteriz."

"CUMHURBAŞKANIMIZIN KORUMALARINA İLİŞKİN İDDİANAME HAZIRLANMASI, HUKUK ADINA ÇOK ÜZÜCÜ BİR DURUMDUR"

Bakan Gül, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın korumalarına yönelik yine Amerika'da hazırlanan iddianameye ilişkin olarak, "Diğer taraftan 29 Ağustos'ta hazırlanan bir iddianame söz konusuydu. Sayın cumhurbaşkanımızın Mayıs'ta Amerika'yı ziyaretinde korumalarla ilgili açılan bir dava söz konusu. Burada PKK terör örgütü mensuplarının yapmış olduğu adeta sayın cumhurbaşkanımıza saldırı niteliğinde olan bir fiile karşı, polisin kayıtsız kalması da gerçekten çok büyük bir yanlıştı. Buna rağmen bu kişilerle ilgili bir çalışma, iddianame hazırlanmadan Cumhurbaşkanımızın korumalarına ilişkin iddianame hazırlanması, hukuk adına çok üzücü bir durumdur. Hatta Türkiye'de bulunan Amerika'yı hiç ziyaret etmemiş kişiler için bile dava açılmıştır.  Umuyorum ki Amerika bu iddianamelerin, siyasi ve kasıtlı bu tür yaklaşımların gereğini yapar diye ümit ediyoruz" diye konuştu. 

"YAKINDAN İLGİLİ BİRİMLERİMİZ, BÜYÜKELÇİLİĞİMİZ, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞIMIZ KONUYU YAKINDAN TAKİP EDİYOR"

Bakan Gül Amerika'da devam eden dava sürecini yakından takip ettiklerine değinerek, "Yakından ilgili birimlerimiz, büyükelçiliğimiz, Dışişleri bakanlığımız konuyu yakından takip ediyor. Hukuk sınırları içerisinde elbette her türlü yargılama yapılabilir. Ama Türkiye bir egemen ülkedir. Türkiye'nin hukukuna, mevzuatına aykırı olmayan eylemler nedeniyle bir başka ülkenin egemenlik alanında farklı bir tavır, yakalama, tutuklama şeklinde bir iddianame hazırlanması asla kabul edilemez. Tüm bu iddiaların FETÖ terör örgütü mensuplarınca hazırlandığı, kurgu olduğu açıktır" şeklinde konuştu.

ADALET BAKANI ABDÜLHAMİT GÜL: TÜRKİYE'DE YARGI DAHİL İLLEGAL BİR YAPIYA ASLA İZİN VERİLMEYECEKTİR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül;

-"Devletin dini, temeli adalettir. Bu adalet ilkesini hepimiz çok diri bir şekilde canlı tutacağız. Elbette adalet anlayışı ile ilgili adaleti sokaklarda, E-5'lerde değil, ayık kafayla, adliyelerde, mahkeme önlerinde, hukuk devleti niteliğinde aramak, adalete en azından verilecek bir borcun ifasıdır."

-"FETÖ'cülerin yapmış olduğu illegal yargılamalarda, anti demokratik süreçlerde hiçbir şekilde rahatsız olmayanların bugün FETÖ'cülerin yargı önüne çıkarak, hesap verdiği bir yerde yollara çıkması da gerçekten manidardır."

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Haliç Kongre Merkezi'nde Hukukçular Derneği tarafından düzenlenen "Adli Yıl Açılış" programına katıldı. Bakan Gül burada bir konuşma yaptı. "Medeniyetimizin can suyu adalettir" diyen Gül şöyle devam etti:

Adalet, adaletle hükmetmek, adaleti temin etmek gibi kavram ve hedefler tarih boyunca milletimizin temel ülküsü olmuş, devlet organizasyonumuz siyasal meşruiyetini adalet üzerine kurmuştur. Adalet medeniyetimize genel bir ilke olarak yansımıştır. Adalet kavramımızda 'kenarı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu, gelir de sorar adli ilahi Ömer'den onu' bu anlayış bizim medeniyetimizin adalet anlayışıdır. Devletin dini, temeli adalettir. Bu adalet ilkesini hepimiz çok diri bir şekilde canlı tutacağız. Elbette adalet anlayışı ile ilgili adaleti sokaklarda, E-5'lerde değil, ayık kafayla, adliyelerde, mahkeme önlerinde, hukuk devleti niteliğinde aramak, adalete en azından verilecek bir borcun ifasıdır. 

"CÜBBELERİNİN İÇERİSİNDE ÖRGÜT RÜTBESİNİ GİZLEYEN HAKİM, SAVCILARLA TÜRK YARGISI MÜCADELE ETMİŞTİR"

Bakan Gül sözlerinİ devamında, "Türkiye üzerinde oynanmak istenen oyunları hepimiz çok iyi biliyoruz. Hukukçuların muhakeme yeteneği, hukukçuların Türkiye ve dünyada olan bitenlerle ilgisi elbette çok daha faklıdır. Bu yaklaşımda Türkiye bir istikrar adası olmakta. Türkiye'ye sorunlu bir ülke haline getirmek isteyenlerin oynadıkları oyunların hepimiz farkındayız. 15 Temmuz, 17-25 Aralık yargıya darbe girişimi, tüm bunların hepsinin bir sonucuydu. Türkiye'nin birliğine müdahale etmek isteyenler yargıyı bir enstrüman olarak kullanmayı hep denemişleridir. Maalesef Türkiye'de 28 Şubat yargısı, 27 Mayıs, 17-25 Aralık sürecindeki yargılamalardan, askerler, cuntacılardan, vesayetçilerden brifing alan ayakta alkışlayanların yargısını özleyen bir anlayış olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak Türkiye, eski Türkiye değil. Cübbelerinin içerisinde örgüt rütbesini gizleyen hakim, savcılarla Türk yargısı mücadele etmiştir. Türkiye'de yargı dahil illegal bir yapıya asla izin verilmeyecektir." ifadelerini kullandı. 

"YARGININ BUGÜN BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ OLMASI BİRİLERİNİ RAHATSIZ ETMEKTEDİR"

Bakan Gül yargının bağımsız ve tarafsız olmasının birilerini rahatsız ettiğini belirterek, "'Türkiye'de yargı bağımsız değildir diyenlerin' esasen Türkiye'de siyaset ve millet iradesi seçilmişlere karşı yargıyı bir silah ve sopa olarak kullanılan ara dönemlerde nerede durduğunu çok iyi biliyoruz. FETÖ'cülerin yapmış olduğu illegal yargılamalarda, anti demokratik süreçlerde hiçbir şekilde rahatsız olmayanların bugün FETÖ'cülerin yargı önüne çıkarak, hesap verdiği bir yerde yollara çıkması da gerçekten manidardır. Esasen yargının bugün bağımsız ve tarafsız olması birilerini rahatsız etmektedir" diye konuştu.

 

Odatv.com

Son Güncelleme: 09.09.2017 12:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol