Yeşim
Yeşim
07 Ocak 2015 Çarşamba 10:45
Dünyanın en büyük adliyesinde bu dava için salon yok

İstanbul Maltepe'de öldürülen Hasan Ferit davasında mahkemenin nakil için dört aydır Adalet Bakanlığı'dan görüş beklemesine üye hakim de tepki gösterdi: Fiziki şartların İstanbul'da sağlanamaması halinde Türkiye'nin hiçbir yerinde sağlanamayacağı açık!

Maltepe'de 2013 yılı Eylül ayında Hasan Ferit Gedik'in hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin da yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin davada mahkeme, "Kamu güvenliği nedeniyle" davanın nakli konusunda 15 Eylül 2014'te Adalet Bakanlığı'na yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine ve cevabın akıbetinin sorulmasına oy çokluğu ile karar verdi. Duruşmada konuşan Hasan Ferit Gedik'in babası İbrahim Gedik, "Sizin de başınıza gelebilir. Bizim ciğerimiz yandı, sizin de yanabilir. Vicdanınızı sorgulayın" dedi.


TUTUKLU SANIKLAR DURUŞMAYA GETİRİLMEDİ

Gülsuyu'nda 2013 yılı Eylül ayında Hasan Ferit Gedik'in hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin davanın görülmesine devam edildi. Kartal'daki Anadolu Adalet Sarayı'nda bulunan 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Hasan Ferit Gedik'in annesi Nuray Gedik, babası İbrahim Gedik ve taraf avukatları katıldı. Duruşmayı Gezi Parkı olaylarında yaşamını yitiren Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, Mehmet Ayvalıtaş'ın babası Ali Ayvalıtaş da izledi. Tutuklu sanıklar ise duruşmaya getirilmedi. DOSYA BAKANLIKTAN GELMEDİ Mahkeme, davanın nakli talebiyle dosyanın 15 Eylül 2014'te Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmiş olduğunu ve cevap yazısının henüz gelmediğini belirtti. Duruşma savcısı tutuklama nedenlerinde bir değişiklik olmaması nedeniyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

MAHKEME BAŞKANI VE AVUKATIN DİYALOGLARI

Duruşmada söz alan Gedik ailesi avukatlarından Güray Dağ, bir çok davada adliyenin konferans salonunun tahsis edildiğini belirterek, "Gülsuyu Mahallesi yoksullukların yaşandığı bir mahalle. Bu olay devlet eliyle işlenmiş bir cinayettir. Devlet politikasının yansımasıdır. Davanın nakli denen bir tiyatroyla karşılaşıyoruz. Niye nakil? Şimdiye kadar başlasaydık aşama kat etmiş olacaktık. Dosyayı göndereceksiniz başka bir yere, kamuoyunun izlemesini engelleyeceksiniz. Yargılama yapmaktan kaçıyorsunuz" dedi. Mahkeme Başkanı Mahir Merdun ise, "Bu şekilde konuşmayı kabul etmiyorum. Neden davanın görülemediğini siz de biz de biliyoruz. Güvenlik sorununu Bakanlık tartışacak. Burada yargılama yapıldı" diye konuştu. Bunun üzerine avukat Dağ, "Siz yargılama yapmadınız" derken Mahkeme Başkanı, "Salon yetersiz ve güvenlik sağlanamadı" dedi. Yeniden söz alan avukat Güray Dağ, "Dünyanın en büyük adliyesinde olmayan salon başka nerede var? Bu karardan rücu edin" şeklinde konuştu.

"OĞLUM ONURSUZLAR TARAFINDAN KATLEDİLMİŞTİR"

Hasan Ferit Gedik'in dedesi Mustafa Meray'ın, "İki elim iki yakanızdadır. Rüyanıza girecek" diye mahkeme heyetine bağırdığı duruşmada baba İbrahim Gedik de aniden ayağa kalkarak, "Hiçbir adım kat edilmedi. Oğlum onursuzlar tarafından katledilmiştir. Ciğerim yanıyor, yaşayarak öldüm ben. Ben oğlumla gurur duyuyorum. Aslan gibi oğlumu kimse herhangi bir yerde yargılayamaz" dedi. Baba Gedik'in bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı, "Fiziki şartların yetersiz olması nedeniyle gönderildi dosya... Konuyu tek yönlü dile getiriyor avukat bey. Salon istedik, tahsis edilemedi" diye yanıt verdi. Yeniden konuşan İbrahim Gedik ise, "Oğlum uyuşturucu satıcılarına karşı mücadele etti. Sizin de başınıza gelebilir. Bizim ciğerimiz yandı, sizin de yanabilir. Vicdanınızı sorgulayın. Ben canımı kaybetmişim" diye mahkeme heyetine seslendi.

"FAALİYETLERİNE NASIL DEVAM EDİYOR?"

Gedik ailesinin bir diğer avukatı Ebru Timtik de büyük salon krizine değinerek, "Kartal'da büyük bir salon yok mu? Var. Poyrazköy, Balyoz Davası oralarda görülüyor. Bizzat Adalet Bakanlığı ile görüştüm. 'Nasıl büyük bir salon yok' diye hayretlerini dile getirdi. Bakanlık halimize gülüyor. Davanızı geri isteyin. Örgüt faaldir başka olaylar da yapmaktadır. Faaliyetlerine devam eden bu sanıkların tutukluluk durumları devam etmelidir" dedi. Mahkeme Başkanı ise, "35 sanıktan 22'si tutuklu nasıl faaliyetlerine devam ediyor" diye konuştu. Müşteki avukatlarından Ömer Kavili ise duruşma salonunda bulunan mikrofon ve kameraların ışığının yanması nedeniyle bir istihbarat tarafından duruşmanın dinlenip izlendiğini belirterek, duruşmanın büyük bir salon tahsis edilerek bu adliyede görülmesi gerektiğini ifade etti.

"ANNE YÜREĞİ, DAYANAMIYORUM"

Sanık avukatlarının söz alıp savunma yaptığı sırada Gülsuyu'nda yaşanan olaylarda ağır yaralanan Gökhan Aktaş'ın annesi Gülperi Aktaş, "Mesleğinizden utanın, bir de onları savunuyorsunuz" şeklinde tepki göstermesi üzerine Mahkeme Başkanı, "Nasıl müdahil taraf konuşurken dinlediyseniz, sanık avukatlarını da dinlemek zorundasınız" diye araya girdi. Sanık avukatlarının tutuklu sanıklar yönünden tahliye talep ettiği esnada tekrar konuşan anne Aktaş avukatlara dönerek, "Siz kaç para aldınız? Anne yüreği, dayanamıyorum. Ben bir anneyim" dedi ve duruşma salonundan ayrıldı. Hasan Ferit Gedik'in babası İbrahim Gedik de, "Bunların çocuğu çeteler tarafından öldürülseydi aynı şekilde savunabilirler miydi? Vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum. Teşekkür ederim" dedi.

DAVANIN NAKLİNE ÜYE HAKİMDEN KARŞI OY

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk nedenlerinde bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkeme oy çokluğu ile dosyanın nakli konusunda bir karar verilmek üzere Adalet Bakanlığı'na yazılan müzekkerenin cevabının beklenmesine ve cevabın akıbetinin sorulmasına hükmetti. Davanın nakli konusunda üye hakim Özlem Pınar Haktanır Ağakoç ise karşı oy kullandı. Hakim Ağakoç karşı oyunda, "Devletin ceza yargılaması yapma görevinde yüklendiği edim mahkemeler için yer ve imkan sağlamaktır. Davaya bakma yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. İddianameye konu suçun işlendiği yer İstanbul il merkezidir. Fiziki standartlar itibariyle yargı teşkilatının en iyi standartlarına sahip adliyelerinden birinin mahkememiz emrinde olması nedeniyle iş bu kovuşturma için fiziki şartların İstanbul ilinde sağlanamaması halinde Türkiye 'nin hiçbir yerinde sağlanamayacağının açık olduğu, İstanbul ilinin kolluk hizmetlerinin yerleşik şekilde kullanıldığı ve tecrübeli personelin istihdam edildiği il merkezi olması nedeniyle güvenlik kaygısının davanın naklinde gerekçe yapılamayacağı görülmekle iş bu kovuşturmada davanın nakli için öngörülen şartların bulunmadığı, ayrıca davanın naklinin davanın taraflarının kovuşturmayı takibini zorlaştıracağı ve bu durumun da duruşmaları aleniliği, yetki kuralları ve doğal yargıç ilkesi ile korunmak istenen değerlerin gerçekleşmesini engelleyeceği kanaatiyle davanın nakli sürecini başlatan 15 Eylül 2014 tarihli ara karardan rücu edilmesi ile sanıkların hazır edilerek iddianamenin okunması suretiyle kovuşturmanın başlatılması gerektiği kanaatiyle karşı oy kullanıyorum" ifadelerine yer verdi.

MİKROFON VE KAMERALARDAKİ YEŞİL VE KIRMIZI IŞIK SORUSU

Mahkeme öte yandan duruşma salonunda bulunan mikrofon ve kameralarda bu celse kırmızı ve yeşil ışıkların yandığını belirterek, mahkemeye kayıt yapılacağı konusunda bilgi verilmediğini ifade etti. Mahkeme salonunda bilgi verilmeden kayıt yapılıp yapılmadığı, cihazların mevcut şekliyle kayıt yapar durumda olup olmadıklarının ve bu konuda teknik şartnamenin örneğinin gönderilmesi konusunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme, duruşmayı 4 Mart 2015 günü saat 10.00'a erteledi.

DAVANIN NAKLİ İSTENMİŞTİ

Mahkeme heyeti, 2. celsenin fiziki şartlar nedeniyle yargılamaya devam edilemeyerek son verildiğini, duruşmanın geniş bir salonda yapılması konusunda Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan görüş alındığını fakat duruşma için tahsis edilen salonun tarafların sayısı ve yargılamanın süresi dikkate alındığında duruşma salonun sağlıklı yargılama yapmaya yetersiz olduğunu belirtmişti. Kamu güvenliği nedeniyle davanın nakli konusunda talep ile birlikte dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine ve Yargıtay'ın bu konuda vereceği kararın beklenmesine hükmedilmişti.

311 SAYFALIK İDDİANAME HAZIRLANDI

311 sayfalık iddianamede "Kasten yaralama", "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma", "Nitelikli yağma", "Kasten öldürmeye teşebbüs", "Nitelikli yağma" gibi suçlardan, 11 yıl ile 269 yıl arasında değişen hapis ve müebbet hapis cezası istemiyle yargılanacak 22'si tutuklu 35 sanık bulunuyor. 

  http://www.gazetevatan.com/dunyanin-en-buyuk-adliyesinde-bu-dava-icin-salon-yok-714432-gundem/

Son Güncelleme: 07.01.2015 10:46
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177